Playing via Spotify Playing via YouTube
Skip to YouTube video

Loading player…

Scrobble from Spotify?

Connect your Spotify account to your Last.fm account and scrobble everything you listen to, from any Spotify app on any device or platform.

Connect to Spotify

Dismiss

A new version of Last.fm is available, to keep everything running smoothly, please reload the site.

Lyrics

إِنَّ اللَّهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ ﴿٢٦﴾
26.
Lillâhi mâ fîs semâvâti vel ard(ardı),
innallâhe huvel ganiyyul hamîd(hamîdu).
Göklerde ve yerde olanlar, Allah'ındır.
Muhakkak ki O;
Gani'dir (hiçbir şeye ihtiyacı yoktur), Hamîd'dir (hamdedilen).
وَلَوْ أَنَّمَا فِي الْأَرْضِ مِن شَجَرَةٍ أَقْلَامٌ وَالْبَحْرُ
يَمُدُّهُ مِن بَعْدِهِ سَبْعَةُ أَبْحُرٍ مَّا
نَفِدَتْ كَلِمَاتُ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ ﴿٢٧﴾
27.
Ve lev enne mâ fîl ardı min şeceratin aklâmun vel bahru yemudduhu min
ba'dihî seb'atu ebhurin mâ nefidet
kelimâtullâhi, innallâhe azîzun hakîm(hakîmun).
Ve eğer arzda (yeryüzünde) bulunan ağaçlar kalem olsaydı ve denizler
(mürekkep olsaydı) ve ondan sonra,
onun yedi katı daha deniz eklenseydi, Allah'ın kelimeleri tükenmezdi.
Muhakkak ki Allah;
Azîz'dir (çok yüce), Hakîm'dir (hüküm ve hikmet sahibi).
مَّا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ إِلَّا
كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ إِنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ بَصِيرٌ ﴿٢٨﴾
28.
Mâ halkukum ve lâ ba'sukum illâ ke nefsin
vâhıdetin, innallâhe semîun basîr(basîrun).
Sizin yaratılmanız ve beas edilmeniz (yeniden
diriltilmeniz),
ancak tek bir nefsin yaratılması (beas edilmesi) gibidir.
Muhakkak ki Allah;
Sem'î'dir (en iyi işiten), Basîr'dir (en iyi gören).
أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يُولِجُ اللَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ
النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ كُلٌّ
يَجْرِي إِلَى أَجَلٍ مُّسَمًّى وَأَنَّ
اللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ ﴿٢٩﴾
29.
E lem tera ennallâhe yûlicul leyle fîn nehâri ve yûlicun nehâre fîl
leyli, ve sahharaş şemse vel kamere kullun yecrî ilâ
ecelin musemmen ve ennallâhe bi mâ ta'melûne habîr(habîrun).
Allah'ın geceyi gündüzün içine ve
gündüzü gecenin içine soktuğunu görmedin mi?
Güneş'i ve Ay'ı musahhar (emre amade) kıldı.
Hepsi belirli bir süreye kadar (yörüngesinde) seyreder.
Muhakkak ki Allah, yaptığınız şeylerden haberdardır.
ذَلِكَ بِأَنَّ اللَّهَ هُوَ الْحَقُّ وَأَنَّ مَا يَدْعُونَ مِن
دُونِهِ الْبَاطِلُ وَأَنَّ اللَّهَ هُوَ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ ﴿٣٠﴾
30.
Zâlike bi ennallâhe huvel hakku ve enne mâ yed'ûne min
dûnihil bâtılu ve ennallâhe huvel aliyyul kebîr(kebîru).
İşte bu, Allah'ın hak olması sebebiyledir.
Ve O'ndan başka taptıkları şeyler mutlaka batıldır.
Muhakkak ki Allah; Âli'dir (yüce), Kebir'dir (büyük).
أَلَمْ تَرَ أَنَّ الْفُلْكَ تَجْرِي فِي الْبَحْرِ بِنِعْمَتِ اللَّهِ
لِيُرِيَكُم مِّنْ آيَاتِهِ إِنَّ فِي
ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ ﴿٣١﴾
31.
E lem tera ennel fulke tecrî fîl bahri bi ni'metillâhi li yuriyekum
min âyâtihî inne fî zâlike le
âyâtin li kulli sabbârin şekûr(şekûrin).
Gemilerin denizde Allah'ın
ni'metiyle (yüzerek) seyrettiğini görmedin mi?
Âyetlerinden size göstermek için.
Muhakkak ki bunda,
çok sabredenlerin ve şükredenlerin hepsi
için elbette âyetler (deliller, ibretler) vardır.
وَإِذَا غَشِيَهُم مَّوْجٌ كَالظُّلَلِ دَعَوُا اللَّهَ مُخْلِصِينَ
لَهُ الدِّينَ فَلَمَّا نَجَّاهُمْ إِلَى الْبَرِّ فَمِنْهُم
مُّقْتَصِدٌ وَمَا يَجْحَدُ
بِآيَاتِنَا إِلَّا كُلُّ خَتَّارٍ كَفُورٍ ﴿٣٢﴾
32.
Ve izâ gaşiyehum mevcun kez zuleli deavûllâhe muhlisîne lehud
dîn(dîne), fe lemmâ neccâhum ilâl berri fe minhum muktesidun,
ve mâ yechadu bi âyâtinâ illâ kullu hattârin kefûr(kefûrin).
Ve karanlık gölgeler gibi dalgalar onları sardığı
zaman, dîni O'na halis kılarak Allah'a yalvarırlar.
Böylece onları karaya (çıkarıp) kurtardığımız zaman,
bundan sonra onların bir kısmı mutedil davranırlar (aşırı gitmezler).
Çok gaddar ve çok nankör olanlardan başkası
ayetlerimizi ısrarla (bilerek) inkâr etmez.
يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ وَاخْشَوْا يَوْمًا لَّا
يَجْزِي وَالِدٌ عَن وَلَدِهِ وَلَا مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَن وَالِدِهِ
شَيْئًا إِنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ
الْحَيَاةُ الدُّنْيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُم بِاللَّهِ الْغَرُورُ ﴿٣٣﴾
33.
Yâ eyyuhân nâsuttekû rabbekum vahşev yevmen lâ yeczî vâlidun an
veledihî ve lâ mevlûdun huve câzin an vâlidihî şey'en inne va'dallâhi
hakkun fe lâ tegurrannekumul hayâtud dunyâ,
ve lâ yagurrannekum billâhil garûr(garûru).
Ey insanlar, Rabbinize karşı takva sahibi olun!
Ve o günden korkun ki; baba, oğluna karşılık veremez (yardım edemez).
Ve oğul da babasına bir şeyle karşılık veremez.
Muhakkak ki Allah'ın vaadi haktır.
Öyleyse dünya hayatı sakın sizi aldatmasın.
Garur (tagut), Allah'a karşı sakın sizi kandırmasın.
إِنَّ اللَّهَ عِندَهُ عِلْمُ السَّاعَةِ وَيُنَزِّلُ الْغَيْثَ
وَيَعْلَمُ مَا فِي الْأَرْحَامِ وَمَا تَدْرِي نَفْسٌ مَّاذَا تَكْسِبُ
غَدًا وَمَا تَدْرِي نَفْسٌ بِأَيِّ أَرْضٍ
تَمُوتُ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ ﴿٣٤﴾
34.
İnnallâhe indehu ilmus sâati, ve yunezzilul gayse,
ve ya'lemu mâ fîl erhâmi, ve mâ tedrî nefsun mâzâ teksibu gaden,
ve mâ tedrî nefsun bi eyyi ardın
temût(temûtu), innallâhe alîmun habîr(habîrun).
Muhakkak ki o saatin (kıyâmetin) ilmi, Allah'ın katındadır.
Ve yağmuru, (
O) indirir ve rahimlerde olan şeyi (
O) bilir.
Kimse yarın ne kazanacağını bilemez (idrak edemez).
Ve kimse arzın neresinde öleceğini bilemez (idrak edemez).
Muhakkak ki Allah, Alîm'dir (en iyi bilen), Habîr'dir (haberdar olan).

Don't want to see ads? Subscribe now

Features

API Calls