magdelena_

Journal

RSS
  • uçmayı öğrenmek

    17 Oct 2009, 22:31

    herşey minik ışıklar ardından buğulu bir görüntü ile başlar. gözler kamaşır, bu garip ışıkları seçmeye çalışılır minik gözlerle ve görüntü netleşir. biri vardır yanıbaşında. bu kişi annedir. kimse onun anne olduğunu söylememiştir ama o annedir, içte hissedilir. ilk başta herşey çok rahat ve bir o kadar karmaşık gelir. acıktığında anne hemen karnını doyurur susadığında susuzluğunu geçirir. üşüdüğünde sıcacık sarılır korur.

    etrafta korkulacak çok şey vardır. ve herşey çok çok büyüktür. günler geçtikçe soru işaretleri azalır ama merak hiç eksilmez akıldan. etrafta olup bitenler ve onların yaptıklarını, ''bende yapabilir miyim acaba'' diye düşünüp yapabilme isteği artsada annenin güven verici ve seni hiç bırakmayacak olma duygusu vazgeçilmezdir.

    her gün biraz daha gelişir beden. kanatların tüyleri uzar. iç içe sığmaz. zıplamak gibi, yuvanın kenarı gelip aşağı bakıp yükseklerde olmanın verdiği heyecan gibi garip bir iç içe sığmamak duygusu...

    bir gün gelir o seni hiç bırakmayacak anne seni arkadandan vurur ve itekler seni o bilinmez uçsuz bucaksız yükseklikten aşağı. düşerken kalp hızlı hızlı çarpar ölecek gibi olurken kanatlar harekete geçer. birden havada olmak duygusunu tam hissederken sert bir engele takılır ve toprak denen şeyle karşılaşırsın. çarptığın yer duvardır. kantların eklemleri, karın, ayaklar ve gaga biraz acımıştır. hafiften zonklar. tam ağlayacak olursun ki bir bakarsın anne seni o eşşiz pençeleriyle alıp en iyi bildiğin yer olan yuvaya bir kaç saniye içinde geri taşımış. mutluluk... tam oh evet biraz uyudum dinlendim ve yine rahatım diye yuvanın kenarından yine etrafı seyrederken anne bi kez daha iter seni kenarcıktan. bu kez kanatlar daha çabuk harekete geçer. çırpındıkça havada olma duygusu artar. önce görünüşte herşey fena halde hızlı görünür göze. bi bakmışsın kontol altına alınmış bu kanat çırpma işi. hey evet sanırım ne yapmam gerektiğini anladım dersin. etrafına dikkatlice bakınırsın. ''evet, annem ve yuvam tam şurada. çok uzak değil bunu yapabilirim'' dersin ve bu kez kendin bırakırsın bedenini boşluğa. zıplayarak ve kanat çırparak. çok hızlı bir şekilde biraz yorucuda olsa yuvada bulursun kendini. annede kanatları altına alır tekrar. ''evet işte böyle uçmayı öğrenmek'' der gibi.

    bu kez yorulmuş olmak unutulmuştur. tekrar tekrar istenir uçmak. uçmak evet yapabildiğin şey! mucizevi gibi görünen ama yapabilinen!

    ve tekrar süzülünür mavi gökyüzüne doğru. hergün daha yüksek ve daha uzağa... uçamayı öğrenmeninde bedeli varmış diyerek bedeli ödenir zamanı geldiğinde. artık başka ''uçmayı öğrenenler'' tanımak ve o ilk buğulu ışıklar ardından gelen kişi yani anneyi bir daha belki hiç göremeyecek olmak...
  • İnsanlık Üzerine

    28 Jun 2008, 13:50

    Bir bok böceğini, kelebeği, kuşları, bir ağacın yapraklarını, çiçeklerini, uçan karıncaları, örümcekleri, sivrisinekleri, kedileri, köpekleri, kurbağaları ya da ne bileyim bir koltuğu, bir enstrumanı, ya da diş fırçasını, bir su bardağını, duvarları, taşları daha bir sevmeye başladım bugünlerde. anladımki insanlara olan sevgim azaldıkça hatta yok oldukça diğer tüm varlıklara daha bir bağlanıyorum.

    Hiç farkettiniz mi bilmem ama bir karıncanın yuvasına yiyecek götürme yolculuğunu izlemek nasıl bir huzur verir insana... sonra b ir kurbağanın çaresizliği, kaçış heyecanı tuhaf bir acıma duygusu uyandırır içinizde ve kurtulmuş olmasına çocukça sevinirsiniz. sonra duvarlar bazen kkendinizi bulmanızı sağlar, sizi anlar, samimidir. ya da ne bileyim bir köpeğin bakışlarındaki masumiyet hiçbir insanın gözlerinde yoktur mesela. yoktur mesela!!! yoktur mesela!!! yoktur mesela!!!

    İnsanlar işte, birbirlerinin etlerini kemiren doymaz yamyamlar! kendi ruhlarını bile becermek isteyen cinsi sapıklar! arlanmaz, uslanmaz, tanrı'nın utançları insanlar!

    Bıkmadan usanmadan becerin birbirinizi! becermedik yer bırakmayın o zavallı bedenlerinizde ve delik deşik edin kendinizi, dünyanın sonu insanlar!
  • Arayışlar. . .

    15 Mar 2008, 21:50

    Kafi geldi tek bir bakis atesler dindi
    Kalan küller gözü yasli vedalarla silindi
    Düsünceler önceye gidip geldi boyutlar degisti

    Farkina vardim kurgularin karisikliginin
    Milattan önce yasadik su bozgun kirik çarpismalari
    Takvimler degisti güzellesti
    Bir ben oldum sevgili

    Coskular bir bir çogalirken
    Egilimlerim dogrularla flört ediyor
    Uzaniyorum alem-i diyarlara
    Geçmis düsüyor kurdugum köprülerden

    Yürüyorum uçurumlara, feryatlarim duyulmuyor
    Los isikli ucuz mevkilerden
    Kudretli baylar ve cazibeli kadinlar geçiyor
    Gece vakti yorgun demlerimden...

    Ayni bedendeydi beynimi dagitan tüm yanilsamalar
    Içimde devlesen askin gözlerine baktigi yerdeydi
    Düsünceler sonraya gidip geldi; sözcükler yeserdi

    Farkina vardim oyunlarin sarmasikliginin
    Milattan sonra yasadik su doygun aylik bulusmalari
    Takvimler degisti, güzellesti
    Bir sen oldun sevgili

    Kuskular bir bir azalirken
    Duygularim yanlislari vuruyor birer birer
    Uzaniyorum alem-i diyarlara
    bereket yagiyor çizdigim resimlerden

    Kosuyorum taslara çiçeklerim dökülmüyor
    Düslemli özlem limanlarima ait gemilerden
    Istahli kalpler ve doygun gölgeler iniyor
    Gündüz vakti ahsap merdivenlerimden

    Kalbim duracak ve baskalasacak
    Göçmen hüzünlerin göç alacagi zamanlar geldiginde
    Demet demet gözyaslarimda yasadigim dünya
    Ikimizi birden uyandiracak yenilenmis bir sabah vakti
    Kafi gelecek artik hayat,
    Kavusmalar gerçege dönüsünce...
  • Annenin Değerinin Anlaşıldığı Anlar

    1 Sep 2007, 20:29

    akşam olupta güneş batarken düşünceler aklınızda dolanır.. annenizle ilgili olumsuz şeyleri düşünürsünüz. ona söylediğiniz yalanlar kalp kırıcı tartışmalar gelir aklınıza. o zaman içinizi derin bir acı kaplar. ölümü de düşünürsünüz. kendi ölümünüzü ve onun bir gün aniden gidebileceği aklınıza gelir. uzaktadır... oizmir'de siz sakarya'dasınızdır. yanınızda olsa sarılmak ve af dilemek istersiniz deli gibi ama çabanız boşunadır. ne gidecek paranız vardır nede konuşabilecek telefonunuz. arkadaşlarınız ve sevgilinizde çok kırmıştır sizi. yapayalnız hissedersiniz bir an.. o güneşin batışındaki turunculuğa ve griliğe bakarken, annem olsa böyle yapmazdı ya da böyle yapardı dersiniz... işte o zaman değerini çok iyi anlarsınız...